Tesirsiz Parçalar 204-207..

by admin

204.
Ludwig Wittgenstein, Tractatus isimli efsanevi kitabını “üzerinde konuşulamayan şey hakkında susmak gerekir” cümlesiyle bitirir. Tabi o zamanlar Ferdi Tayfur yoktur. Eğer aynı dönemde yaşasalardı ve Ferdi Tayfur’u dinleseydi Ludwig muhtemelen kitabına şu cümleyi de eklerdi! Bırakın anlatamadıklarınızı Ferdi Tayfur anlatsın..

205.
“Yarım kalmış bir cümleyi bitirmeye çalışan kopmuş bir kafa gibi günlerin içinden geçtim..”
Amy Hempel’in The Harvest romanında buldum az önce bu cümleyi. Ve ömrüm boyunca her ne okumuşsam bu cümleyi bulmak için okumuşum gibi hissettim. Henüz lafı bitmemiş bedensiz bir kafa gibi hissediyormuşum kendimi de bunu doğru sözcüklerle ifade edebilmeyi beceremiyormuşum meğer..

206.
Hüznün en soylu ifadesidir erkek suskunluğu. Söyleyecek bir sürü şeyi olan ama ya hepsini tükettiğinden ya da hiçbir işe yaramadığını gördüğünden, sözleri içinde boğup uzun uzun susan bir adam varsa etrafınızda sakın üstüne gitmeyin. Bir kadının suskunluğu bir sürü anlama gelebilir ve son derece korkutucudur. Fırtına öncesi sessizlik deyiminin vücut bulmuş halidir bu durum. Ciddi bir süre sessiz kalan bir kadının (tabi böyle bir şey mümkünse) suskunluğu öfkeden beklentiye, pazarlıktan alıp başını gitmeye bir sürü ihtimali içinde barındırır. Muhtemelen o, etkili bir darbeye hazırlanmaktadır içten içe. Oysa çaresizlikten kaynaklı hüznün susturduğu adam çoğu zaman diliyle birlikte beynini de susturur. Pazarlık yoktur, öfke yoktur. Çaresizlik vardır. Biraz da yorgunluk. Yıllarca annem sustuğunda ve (nadiren olurdu bu) babam konuştuğunda oh dedim ben. (Anne, seni seviyorum, ama bu örneğe ihtiyacım vardı. Yoksa sen yine konuş hep..)

207.
Son yarım saattir Martin Heidegger’in Varlık ve Zaman kitabıyla boğuşuyorum. Bilenler bilir sağlam ama sıkıntılı kitaptır. Aynı cümleyi beş kere okutur bazen adama. Yine öyle tıkayan cümlelerin birinde radyodan Müslüm babanın sesi geldi. Hayalle yaşarken gerçek dünyada/Zamanı içmişiz haberimiz yok.. Budur lan dedim, Heidegger’in anlatmak istediği de kitabın özeti de bu işte.. Fırlattım sonra kitabı bir köşeye, şarkıyı buldum internetten. Biliyordum zaten ama iyice emin oldum. Tek gerçek Türk Egzistansiyalistidir Müslüm baba..