Samimi Acılar Sahte Mutluluklar..

by admin

Samimi Acılar Sahte Mutluluklar..

Beş sene boyunca aynı kızın peşinden koştu Barış (Üniversitenin ilk haftasında, amfide görür görmez karar vermiş Güliz’e aşık olmaya.) Mezuniyet törenine kadar da bir an bile vazgeçmedi. Güliz onu sevmedi. Ama uzak da tutmadı kendinden. Hemen hemen her gün görüştüler. Barış hislerini hiçbir zaman saklamadı. Kızın sevgilileri oldu arada. Barış’ın hiç olmadı. Zamanla herkes öyle kanıksadı ki bu durumu, Güliz’in sevgilileri bile Barış’ı yadırgamamaya başladı. Bir çeşit eğlenceye dönüştü hepimiz için onun bu hali. Bu işte o salak diye uzaktan parmakla gösterildiğine bile şahidim. İlk bir kaç yıl o kadar samimi değildik biz. Ortak arkadaşlar vasıtası ile durumdan haberdardım. O zamanlar da acırdım haline uzaktan uzağa. Güliz’e de kızıyordum içten içe..

Üçüncü sınıfla birlikte Barış’la samimiyetimiz de ilerledi. Sordum bir gün. Yoğun bir ucuz şarap akşamı. Bir artı bir öğrenci evinin mutfağındaydık ve kafalar hafiften dumanlanmaya başlamıştı.

”Neden Barış?”

”Efendim!”

” Neden? Yani anladım aşık oldun, çok aşık oldun hatta tamam. Ama olmadı, olmuyor işte. Neden bırakmıyorsun artık?”

Uzun bir süre sustu. Sonra ciddi bir yudum aldı şaraptan. Sonra..

”Demedi abi. Bir kere bile seni istemiyorum demedi.”

”Ee. İstiyorum da demedi. Dedi mi?”

”Yok. Onu da demedi. Gülümsedi hep.”

”O herkese gülümser oğlum. Mizacı öyle onun”

”Bana başka gülüyor be abi. Biliyorum beni sevdiğini, ben de seni sevecek gibiyim ama daha değil der gibi gülüyor. Bekle diyor sanki bana. Ben de bekliyorum..”

Salak demek geldi içimden. Kızmak, bekleme ulan bekleme sevmeyecek o seni demek.. Diyemedim hiçbir şey. Acıdım. Çünkü gördüm gözlerinde. Söylediği şeye gerçekten inanıyordu o. Gerçekten Güliz’in kendisine başka türlü gülümsediğini zannediyor, gerçekten günün birinde kendisini sevebileceğini düşünüyordu. Başka konularla devam etti gece. Sonraki zamanlarda da, sanki sözleşmişiz gibi bir daha o konudan bahsetmedik hiç. Barış mezun olana kadar hiç vazgeçmedi. Sonrası varsa da hikayenin, ben bilmiyorum. Mezuniyetten sonra koptuk..

Yıllar geçti aradan. Düşünüyorum da şimdi, sanırım bazen hepimiz biraz Barış oluyoruz. Bir şey oluyor bazen, bütün dünya senin düşündüğünün tersini bile düşünse o kadar kuvvetli inanıyoruz ki o şeye, gerçekle bağımız kopuyor. Sonrası acı oluyor elbet. Olsun. Samimi bir acı sahte bir mutluluktan daha kötü olabilir mi gerçekten?