Tesirsiz Parçalar 324..

324.

‘Öfkeliyim evet. Genelde öfkeliyim. Çünkü çok ayıp ettiler bana. Açık verdim çünkü en baştan, her şeye inanabilen bir salak olduğumu hiç saklayamadım. Ve tanıdığım neredeyse herkes bu özürümü acımasızca kullandı. Ve sen de, üzgünüm ama sen de farklı değilsin…

Niye her şeyi unutup iki eski sevgili, iki arkadaş gibi konuşamıyoruz diyorsun ya. Yapamayız işte onu, yapamıyoruz. Sen normal normal konuşursun ama benim içim titrer sesini duyunca, anlattıklarını bile dinleyemem. Çünkü ben o esnada seni hala çok seviyor olurum. Bir taraftan da artık arkadaş olduğumuz için bu durumu saklamaya çalışırım. Tabi bunu da beceremem. Oynamaya çalıştığım bu rezil oyun sinirlendirir sonra beni. Saçma sapan bir sebeple kavga çıkarıp bağırmaya başlarım. Sen şaşırmış gibi yaparsın çünkü sen çok akıllısın. Ben değilim. “Nasıl ya?” dersin, “arkadaşlar böyle şeyler için kavga eder mi hiç?” İşte o son lafı etmesen ne güzel olur. Ama edersin. Ben de sana siktir git falan derim. Tutamam kendimi çünkü. Sonra sen beni yeniden affedene kadar küfürbaz, anlayışsız bir salak olarak hatırlarsın. Biraz zaman geçince de affeder, yeniden oturup konuşmak istersin. Ve aynı şeyler yeniden tekrarlanır. Nietzsce’nin Bengi Dönüş Teorisi dediği zıkkım tam olarak bu işte. O yüzden beni hiç affetme, ya da affetsen bile bana belli etme!’